İçeriğe geçin

ZİRAAT

Şeker Pancarı Hastalık Ve Zararlıları

ŞEKER PANCARI HASTALIK ve ZARARLILARI ŞEKER PANCARI HASTALIKLARI

Pancarın, özellikle tohum çıkışı ve gelişme dönemlerinde Zararlı ve hastalıklara karşı etkin bir mücadele programı ile korunması, verim ve kaliteyi önemli ölçüde etkilemektedir. Türkiye’de şeker pancarı ekim alanlarında görülen ve ekonomik önem taşıyan hastalıklar;

  • Cercospora yaprak lekesi
  • Rhizomania kök sakallanması
  • Kök yanıklığı
  • Külleme olarak belirlenmiştir.

Cercospora Yaprak Leke Hastalığı

Yapraklarda 2-3mm çapında, yuvarlakça, ortada açık gri, kenarlara doğru koyu kahverengi lekeler görülür. Hastalığın ileri devrelerinde yapraklar önce sararır, sonra kahverengileşir ve tamamen kururlar.

Mücadele;

  • Dayanıklı çeşitlerin ekilmesi
  • En az 4 yıllık münavebe
  • Fungusit kullanımı.

Rhizomania Kök Sakallanması

Kök bodurlaşır ve kökte sakallanmalar olur. Kökün uzunlamasına kesitinde kahverengiye dönüşmüş ve lifleşmiş iletim boruları kolayca göze çarpar. Yapraklar yer yer sararır ve tarlada yer yer solmalar ve çökmeler görülür. Mücadele;

  • Dört yıllık münavebe uygulaması
  • Ön bitki hasadından sonra
  • Dipkazan çekilmesi
  • Ekimin zamanında yapılması
  • Aşırı dozda gübre ve herbisit kullanılmaması
  • Dayanıklı çeşitlerin ekilmesi
  • Zamanında ve ölçülü sulama yapılması

ŞEKER PANCARI ZARARLILARI

Tel Kurdu:(Agriotes)

Rutubetli taban arazilerde, çiftlik gübresi ile gübrelenmiş tarlalarda bulunur. Yeni intaş eden pancar fidesini gövdesinden, toprak içinde kesmek suretiyle zarar verir.

Mücadele:

Tohum ilaçlaması ve çapa ile toprağın havalandırılması

Pancar Piresi:(Chaetocnema)

Parlak siyah renkte, 1,5-2 mm büyüklüğünde ülkemizin hemen her tarafında bulunan bir zararlıdır. Pancar ekim mevsimi ile ortaya çıkar ve pancarın intaş  etmesiyle birlikte zarar vermeye başlarlar, sıcak  ve yağışsız geçen günlerde zararı daha da artar.

Mücadele:

Tohum ilaçlaması İlaçlama

Danaburnu:(Gryllotalpa)

Çiftlik gübresi ile gübrelenmiş, hafif topraklı taban arazilerde sık rastlanan bir zararlıdır. Toprak altına açtığı dehlizlere rastlayan pancarlar, kesilmek suretiyle tahribe uğrar.

Mücadele:

İlaçla karıştırılarak hazırlanmış nemli kepeklerin güneşin batmasına yakın saatlerde, danaburnunun bulunduğu yere konması.

Toprak Kurdu:(Agrotis)

Toprak kurtları şeker pancarı tarımı için büyük tehlike oluştururlar. Larvalar gündüzleri toprağın 2-3 cm altında, kıvrık vaziyette kalır, gceleri yüzeye çıkarak pancarları toprak hizasından keserler.

Mücadele:

Vakit geçirilmeden ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Çapalama esnasında larvaların öldürülmesi de mücadeleye yardımcı olur.

Kalkan Böceği:(Cassida)

Ülkemizin geniş bir bölümünde mevcut olup, 5-6 mm  boyunda canlılardır. Nisan ortalarından Temmuz sonlarına kadar larva ve erginleri pancar yapraklarının, yaprak ayarlarının etli kısımlarını kemirirler. Kemirilen kısımlar bir zar halini alır. Kasida  zararı, yaprakların uzaktan parlayan zarları  ve delikleri ile kolayca tanınırlar.

Mücadele:

İlaçlamak suretiyle zarar yapmaları önlenir.

Yaprak Kurtları:(Caradrina)

Ülkemizin hemen her tarafında bulunan ve pancar için büyük tehlike oluşturan bir zararlıdır. Karadrina larvasının sırtı koyu yeşil, karın kısmı açık yeşil, baş kısmı yeşil kahverengidir. Mayıs ayından Ağustos ayına kadar zarar yapabilir. Pancar yapraklarının damarlarını bırakarak, damar aralarındaki yeşil kısmı yer.

Geç kalındığı zaman çok büyük zararlar meydana getirir. Bu nedenle Nisan ayından itibaren dikkatle gözlenmeli ve ilk nesil ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Vakit geçirilmeden ilaçlı mücadele yapılmalıdır.

 

Şeker Kavramı

ŞEKER KAVRAMI

Kimya biliminde şekerler,  karbonhidratlar sınıfında yer alan ve sakkaritler olarak bilinen maddelerdir. Sakkaritler; içerdikleri basit şeker birimlerinin sayılarına bağlı olarak monosakkaritler, oligosakkaritler ve polisakkaritler olarak değişik sınıflara ayrılırlar. Sakaroz, glukoz, fruktoz ve laktoz en yaygın olarak bilinen şekerlerdir. Glukoz ve fruktoz monosakkarit, sakaroz ise disakkarittir. Tat verici özellikleri vardır.

ŞEKERLER DOĞADA NASIL BULUNUR

Şekerler doğada genellikle bitkisel ve hayvansal ürünlerde bulunur. Sakaroz; şeker pancarı ve şeker kamışının bünyesinde bulunur. Sofra şekeri olarak bilinen kristal şeker veya beyaz şeker sakaroz kökenli şekerdir ve sadece şeker kamışı veya şeker pancarından elde edilebilir. Fruktoz ise meyve şekeri olarak bilinir ve en çok üzümde % 7 civarında bulunur. Laktoz ise sütte doğal olarak bulunan şekerdir. Anne sütünde de % 2 civarında laktoz bulunur.   

NİŞASTA VE NİŞASTA BAZLI ŞEKER KAVRAMI

Nişasta kompleks karbonhidrat olarak tanımlanan, suda çözünmeyen, basit sakkarit zincirlerinin bir araya gelmesinden oluşan polisakkaritlerdir. Tat verici özelliği yoktur. Nişasta içeren tarımsal ürünler arasında;  mısır, patates, buğday ve pirinç sayılabilir.

Nişasta bazlı şeker genellikle nişasta içeren mısır, buğday ve patatesten elde edilir.  Doğada bulunduğu şekliyle normalde tat verici özelliği olmayan ve suda çözünmeyen nişastanın, hidrolizi ve izomerizasyonu suretiyle üretilir.

PANCAR ŞEKERİ İLE NİŞASTA BAZLI ŞEKERİN FARKI

  • PANCAR ŞEKERİ SAKAROZDUR. SAKAROZ PANCARIN İÇİNDE DOĞAL HALDE BULUNUR… Pancar şekeri başka bir deyişle sofra şekeri, pancarda doğal olarak bulunan sakarozun, pancar içinde bulunan diğer maddelerden ayrılarak saf hale getirilmesiyle üretilir. Yani doğada şeker pancarı içinde bulunan sakaroz, pancarın içinden alınır ve sofraya taşınır. Sofra şekeri % 99,9 saflıkta sakarozdur.
  • NİŞASTA BAZLI ŞEKER, GLUKOZ, FRUKTOZ VE YÜKSEK ŞEKERLER İÇERİR. MISIR VE BUĞDAYDA BULUNAN NİŞASTANIN PARÇALANMASI İLE ELDE EDİLİR. Nişasta bazlı şeker ise, nişasta içinde bulunan kompleks polisakkaritlerin enzim/asit yardımıyla parçalanarak kısmi olarak basit şekerlere dönüştürülmesi suretiyle elde edilir. Parçalanma düzeyine göre ürünlerde değişik oranlarda monosakkarit (glukoz/fruktoz) ve yüksek şekerler bulunabilmektedir. Nişasta bazlı şeker üretiminde önce mısırdan nişasta, nişasta sütü olarak ayrılır, nişasta sütü içindeki polisakkaritlerin kısmi olarak parçalanmasıyla nişasta bazlı şekerler elde edilir.

NİŞASTA BAZLI ŞEKERLER NERELERDE KULLANILIR

Nişasta bazlı şeker türleri; glikoz şurupları, fruktoz şurupları, glukoz/fruktoz şurupları olarak sınıflandırılabilir. Bu ürünler gıda maddelerinin üretiminde girdi olarak kullanılır. Meşrubat ve kolalı içecek üretiminde kullanılabildiği gibi, reçel, şekerleme, sakız, pastacılık ürünleri, dondurma, bazı dondurulmuş ürünler, hamur ve süt tatlılar ile unlu mamuller üretiminde kullanılabilmektedir.

GIDA MADDELERİNDE PANCAR ŞEKERİ (SAKAROZ)  KULLANILDIĞINI NASIL ANLAYABİLİRİZ

Gıda maddelerinde kullanılan tatlandırıcı çeşitlerini lezzet farkına dayanarak ayırt etmek genellikle mümkün olmaz. Bunun için gıda maddelerinin üzerinde yer alan “içindekiler” veya “bileşim” bilgileri mutlaka incelenmelidir.

“ Beyaz şeker”, “% 100 şker pancarından üretilmiştir”, “ pancar şekeri”, “sakaroz”, “sofra şekeri “ , gibi ibareler gıda maddesinin içinde pancar şekeri yani sakaroz kullanıldığını gösterir.

“ŞEKER” İBARESİ HER ZAMAN PANCAR ŞEKERİNİ İFADE ETMEYEBİLİR…

Kimya öğretisinde şeker tanımı içinde monosakkaritler, oligosakkaritler ve polisakkaritlerin tamamı yer aldığından, etiket üzerindeki içindekiler bilgisi içinde yer alan “şeker” ibaresi her zaman pancar şekerini işaret ediyor olmayabilir. O nedenle Türk Gıda Kodeksinde adlandırıldığı  şekilde “ beyaz şeker” veya  “pancar şekeri” veya “sakaroz” ibaresinin aranması yerinde olur.

LİKİT PANCAR ŞEKERİ (LİKİT SAKAROZ)   NASIL AYIRD EDİLİR…

Kristal şekerin eritilerek pastörize edilmesiyle elde edilen likit pancar şekeri içinde sakaritlerden sadece sakkaroz bulunur. Likit sakarozun kullanıldığı ürün etiketlerinde “beyaz şeker şurubu” ibaresi yer alır.

 

Pancar Üretim Tekniği

ŞEKER PANCARI ÜRETİM TEKNİĞİ

  1. Tarla Seçimi: Şeker pancarı topraktan bol miktarda besin maddesi kaldırdığından, pancar üretilecek tarla seçimine dikkat edilmelidir. Tarla sulanabilir besin maddelerince zengin, organik maddece yüksek, hafif (kumsal) yapıda olmalı, fazlaca ağır (killi) olmamalıdır.
  2. Münavebe Şeker Pancarı, genelde 4 yıllık münavebe sistemi içinde üretilir. Toprakta bitki besin maddelerinin dengeli kullanılması, hastalık ve zararlılarının çoğalmaması açısından münavebeye uyulması elzemdir.
  3. Tarla Hazırlığı: Şeker Pancarı yetiştiriciliğinde tarla hazırlığı, 1 sene önceden ön bitkinin hasadı ile başlar. Hububat hasadından hemen sonra tarla gölge tavında iken, disk harrow çekilir, arkasından hemen sulama yapılır. 20–25 gün sonra, sulama sonucu tarlada bulunan yabani otlar ve hububat hasadından kalan tohumlar çimlenir. Tarla tava gelince derince sürülür. Kasım ayında taban gübresinin 2/3’ü tarlaya atılır ve ikinci sürüm yapılır. Hangi şekilde olursa olsun, sonbahar sürümü mutlaka yapılmalıdır. Sonbahar sürümü yapılan tarlalarda;

-Sonbahar ve kış yağışlarından daha çok istifade edilir,

-Sonbahar gübrelerinin toprak altına karışması sağlanır,

-İlkbahara daha kolay tarla ve tohum yatağı hazırlığı yapılır,

Sonbahar sürümünün yapılmaması durumunda tarla ilkbaharda sürüleceğinden, ekime kadar geçen süre içinde tarla ile çok oynanır. Bu da uzun süre alacağından tarlanın tavı kaçırılmış ve de tohum ekimi geciktirilmiş olur.

  1. İlkbahar Tohum Yatağı Hazırlığı:

İlkbaharda taban gübresinin 1/3’ü ile azotlu gübrenin yarısı tarlaya atılarak, kombi-kürümler düzgünce çekilir. Sonbaharda herhangi bir sebeple tarla sürülmemiş ise, taban gübresinin tamamı ve üst gübresinin (Azotlu Gübreler) yarısı tarlaya atılmalı ve iyi bir sürüm yapılmalıdır. Arkasından kombi-kürümlerle tohum yatağı hazırlanır. Hafif topraklarda merdane çekilir. Bu işler yapılırken toprağın tavlı olması gerekir. Tarlaların uzun süre aynı derinlikte sürülmesine bağlı olarak altta sert bir pulluk tabanı oluşur.  Bu pancarın derinlere inmesine mani olur ve çatallanma meydana getirir. Bu sebeple pancar ekilecek tarlanın 3–4 yılda bir derince patlatıcı çizelle veya dip kazan ile derinden sürülmesini gerektirir.

  1. Ekim:

Ekim mümkün olduğunca erken, toprak tavında iken, yapılmalıdır. Ekim zamanında toprakta tav yoksa ekimden hemen sonra yağmurlama sulama ile intaş sulaması yapılmalıdır. Tarladan yabacı ot çıkıyor ise, mutlaka ekim öncesi veya sonrası herbisit kullanılmalıdır. Yabancı otlarla mücadele edilmezse, intaştan sonra genç pancar fidesini boğarak gelişmesini engeller ve verimi düşürür. Ekim derinliği 3–4 cm kadar olmalı ve hafif kumsal ve erozyona açık topraklar merdane ile ekim sonrasında bastırılmalıdır. Tohum israfını ve tekleme işçiliğini azaltmak için, sıra üzeri ekim mesafesi toprak verimliliği ve tavına göre ayarlanmalıdır. Bunun için ekimin tavında yapılması, ideal bitki sıklığına ulaşmada en iyi neticeyi verecektir. İyi bir ekimin yapılması için, havalı (pnömatik) mibzerler tercih edilmelidir.

  1. Bakım ve Mücadele:

Mücadele; pancarın  yabancı ot, hastalık ve zararlılara karşı ekimden hasada dönünceye kadar geçen süre içinde korunmasıdır. Mücadele tohumun ilaçlanmasıyla başlar, hastalık ve zararlı böcek etmenlerinin yok edilmesiyle devam eder. Özellikle pancar çıkış dönemlerinde pire ve toprak altı Zaralılarına kaşı iyi mücadele edilmelidir. Çapalama ile hem yabancı otlara karşı mücadele yapılır, hem de toprağın kaymak tabakasının kırılması ve havalanması temin edilir.

  1. Seyreltme ve Tekleme: Verim ve kaliteyi artıran önemli konulardan biri de tarlada bitki sıklığının iyi ayarlanmasıdır. Bütün üretim faktörlerinin iyi hazırlanmasına rağmen, istenen sayıda bitki elde edilememesi verim ve kalitede önemli derecede düşüşe sebep olur. Kısacası pancar üreticisini neticeye götüren konu bitki sıklığıdır. Boş veya çok az pancar bulunan tarlada yapılan her türlü masraf boşuna demektir. Bitki sıklığının istenen seviyede ayarlanması, çeşitle, tohum yatağının iyi veya kötü seviyede ayarlanması, tavda ekime ve ekim tekniğe bağlıdır. İntaştan sonra seyreltme ve teklemenin yapılmasıyla nihai bitki sayısına ulaşılır. Seyreltme birinci çapada, tekleme ikinci çapada yapılmalıdır. Seyreltme ve teklemenin bir defada yapılması mahsurludur. Çünkü ileriki dönemlerde bazı bitkilerin hastalık ve haşarat zararına bağlı olarak ölme riski dolayısıyla bitki sayısında azalma olabilir. Teklemeye 4 yapraklı dönemde başlanmalı, iki bitki aralığı 20–25 cm olmalıdır. Bu durum dekara ortalama 10.000 bitki demektir. Ancak, kuvvetli ve ağır topraklarda dekara 8.000 kadar bitki sayısında verim ve kalitede önemli bir düşme olmamaktadır. Daha hafif ve az verimli topraklarda bitki sayısı on bin civarında olmalıdır. Onbinden daha yüksek bitki sayısı verim ve kalitede düşme yaptığı gibi işçilik masraflarını da artırır.
  2. Gübreleme

Gübreleme ve sulama konuları şeker pancarı üretiminde verim ve kaliteyi etkileyen en önemli konuların başında gelir. Gübrelemede azotlu, fosforlu ve potaslı gübreler esas alınmaktadır. Gübrelemede esas, toprakta eksik olan bitki besin maddelerinin, bitkinin ihtiyacına göre zamanında ve belli miktarda verilmesi olmalıdır. İhtiyaçtan fazla veya az verilen gübreler ve yanlış gübreleme masrafları artırdığı gibi, toprağın yapısını da bozmakta, tarla sertleşmekte ve çoraklaşmaktadır. Özellikle ihtiyaçtan fazla verilen azotlu gübreler yaprak/kök dengesini bozduğu gibi, kaliteyi ve poları da düşürmektedir. Şeker pancarında maksimum verim için gübreleme zamanı, miktarı ve verilme şekli çok önemlidir. Fosforlu ve potaslı gübrelerin ekimden çok önce kullanılması pancarda verim, kalite ve dayanıklılığın artırılmasında olumlu etkide bulunmaktadır. Azotlu gübreler ise bitkinin ihtiyacına göre verilmelidir. Dekara saf olarak sonbaharda toprak altına fosforlu gübreler 14–16 kg, potaslı gübreler ise 8–10 kg verilmelidir. Gübrelemede ve gübre miktarlarının kullanılmasında en iyi yol, tarla toprağının analiz edilerek, yetiştirilecek bitkiye ve toprağın ihtiyacına göre gübrelemenin yapılmasıdır. Pancarın gübrelenmesinde organik gübreler, toprağın fiziksel yapısının düzeltilmesi için kullanılmalıdır. Organik gübrelerden hayvan gübresi 2–3 yılda bir, dekara 2–4 ton verilmelidir. Yeşil gübreleme için, yeşil aksamı bol olan ve kolay çürüyen bitkiler (fiğ gibi) taze iken toprağa parçalanarak veya sürülerek karıştırılmalıdır.

I-SULAMA

Aşırı gübreleme gibi fazla sulama da toprakta çoraklaşmaya, besin maddelerinin yıkanması ve yapının bozulmasına sebep olmaktadır. Su, toprağın ve iklimin durumuna göre bitkinin isteği kadar verilmelidir. Pancarın su isteği, toplam 700 ile 800 mm dir. Her sulama ile yaklaşık 100–130 mm su verilmektedir. Pancara kesinlikle suya ihtiyacı olmadan su verilmemelidir. Sulama zamanını tansiyometre kullanılarak tespit edilebilir veya şeker pancarında gündüzleri tarlaya serilen (bayılan) yapraklar akşam ayağa kalkmıyor yani normal dikliğini almıyorsa, pratik olarak sulamanın geldiği anlaşılır. İlk suyun mümkün olduğunca geç verilmesi, pancar kökünün gelişmesine yardımcı olur. Dolayısıyla kök gelişmesi derinlerde teşekkül eder ve neticede iyi kök şekline sahip, yüksek verimli ve kaliteli pancar elde edilir. İntaş suyunun ve ilk suyun yağmurlama şeklinde verilmesi daha iyidir. Sulamanın sık ve suyun az verilmesi yerine, seyrek ve daha çok su verilmesi daha iyi sonuç verir. Sulama suyu aralığını mevsimin gidişi ve toprak yapısı belirler. Bu da genel olarak ihtiyaca göre 15–20 gün olmalı ve toplam sulama sayısı bölgelere göre değişmekle birlikte Orta Anadolu’da 6-7’yi geçmemelidir. Çok kurak geçen yıllarda ve kumsal arazilerde 1–2 sulama artırılabilir. Son sulama suyu yağış durumuna göre hasattan 10–15 gün önce verilmelidir. Sulamanın şekli de çok önemlidir. Salma sulama yerine yağmurlama, mümkünse damlama sulama sistemi tercih edilmelidir. Damlama sulamada su, enerji ve gübrelemede tasarruf edilir. Damlama sulamanın yağmurlama sulama sistemine göre su miktarı olarak % 50 avantaj sağladığı araştırmalarla belirlenmiştir.

İ.HASAD:

Orta Anadolu’da şeker pancarı ekimden 180–185 gün sonra hasat olgunluğuna gelmektedir. Bu genelde Eylül sonu veya Ekim ayı başıdır. Daha erken ve daha geç sökümler, verim ve kalitede kayba sebep olur. Hasat, makineyle ve elle yapılmaktadır. Ama hasat mutlaka toprak tavlı iken yapılmalıdır. Aksi durumda zayiat ve fireli pancar artacaktır. Hasat yaparken pancarın başı düzgün ve yerinden kesilmeli (kesim yeri ilk yaprağın çıktığı yerdir), toprak ve çamurdan iyi temizlenmeli, üzerinde yeşil yaprak bırakılmamalıdır. Hasatta pancar üzerinde bırakılan toprağın, pancardan daha kıymetli olduğu düşünülmelidir. 1 cm kalınlığındaki toprağın meydana gelebilmesi için 100 senenin geçmesi gerektiği unutulmamalıdır. Hasat, yükleme ve boşaltma esnasında pancar yaralanmamalı ve kırılmamalıdır. Çamurlu, yaralı ve başı iyi kesilmemiş yapraklı pancarlar, silolama ömrünü kısaltır ve hızla bozulmaya, dolayısıyla şeker kaybına sebep olur. Sökülen pancarlar esasen taze olarak fabrikaya sevk edilmek durumundadır. Tarlada silolama yapılacaksa, silolama taşınması kolay ve sert yerde yapılmalı, üzeri pancar yaprağı ile kapatılmalıdır. Siloların üzerinin kapatılması kaybı azaltır. Ayrıca çürük pancarlar siloya alınmamalı ve tarladan da uzaklaştırılmalıdır.

  1. Pancar tohumluğu ve çeşit seçimi:

Verimli ve kaliteli pancar üretimi için iyi bir çeşit ve tohumluluk seçimi yapılmalıdır. Tohumluk, çimlenme oranı yüksek, taze olmalı ve çeşidin bütün özelliklerini taşımalıdır. Atasözünde “EK TOHUMUN HASINI, ÇEKME KIŞIN YASINI” denmiştir. Şeker pancarı tohumu, ihtiva ettiği embriyo (rüşeym) sayısına göre monogerm ve poligerm olarak isimlendirilirler. Monogerm; ıslah yoluyla elde edilirse genetik mongerm, poligermin kırılmasıyla elde edilirse teknik monogerm olarak piyasaya sürülür. Monogerm çeşitler genellikle yüksek kalite ve verimde olduğu gibi, çimlendiği zaman tek bitki verirler. Monogerm çeşitlerin dekara maliyeti ve işçilik masrafları daha düşüktür. Çeşitler, ıslah edilme usulüne göre hibrit ve sentetik, yine taşıdığı kromozom sayısına göre de diploid veya poliploid olarak isim alırlar. Bugün piyasada kullanılan çeşitlerin çoğu, genetik monogerm-hibrit çeşitlerdir. Şu da unutulmamalıdır ki, çeşit ne kadar kaliteli olursa olsun, pancar için yetiştirme şartları, usulüne uygun ve zamanında yapılmaz ise, çeşidin iyi özelliklerinden azami derecede istifade edilemez. Bunun aksine teknik şartlar ne kadar iyi olursa olsun, çeşit kaliteli değilse istenen netice alınamaz.

  1. Ot Pancar:

Şeker pancarı tarlalarında önemli problemlerden birisidir. Şeker pancarı tarlalarında istenmeyen her türlü pancara ot pancar denir. Ot pancar, erkek pancar, sapa kalkmış pancar olarak da isimlendirilir. Ot pancarın hiçbir tarımsal ve teknolojik değeri olmadığı gibi, ticari pancarın ışığını, suyunu ve besinini kullanarak, verimin düşmesine yol açarlar. Bu yüzden ot pancarları mutlaka sökülerek tarladan uzaklaştırılmalıdır. Hastalık ve zararlıları Türkiye’de şeker pancarı ekim alanlarında görülen ve ekonomik önem taşıyan hastalıklar *Cercospora Yaprak Lekesi *Rhizomania Kök Sakallanması *Kök Yanıklığı ve *Külleme  olarak belirlenmiştir. Şeker pancarı ekim alanlarında görülen ve ekonomik önem taşıyan zararlılar ise; *Pancar kist nemetodu *Yaprak kurtları *Toprak altı zararlıları(Toprak kurtları, tel kurtları vs.) *Pancar pireleri *Hortumlu böcekler *Kalkan böcekleri. Şeker pancarı hastalık ve zararlılarıyla yapılan mücadele, ekim öncesi ve ekim sonrası olmak üzere iki dönemi kapsar. Pancarın çıkışından 2–4 yaprak olduğu dönemlere kadar bazı toprak altı kurtları büyük zarar ve verim kaybına neden olurlar. Zararlıları önlemek için toprak altı ilaçlaması yapılmalıdır. Bu mücadelede en etkili yöntem tarlanın sonbaharda sürüm öncesi ilaçlanmasıdır. Ayrıca pancar tohumlarının da etkili tohum ilaçlarıyla ilaçlanması gerekir. Şeker pancarının topraktan kullandığı besin maddelerinin en büyük rakibi yabancı otlardır. Çiftçimizin ağır maliyetlerden korunması için ekim sonrasından daha etkili olan ekim öncesi ot mücadelesi tercih edilmeli ve yapılmalıdır. Ekim sonrası görülen yaprak pireleri, kalkan böcekleri, hortumlu böcekler, yaprak bitleri ve yaprak kurtlarına karşı, ilgili kuruluş ve kişilerin tavsiyesine göre mutlaka mücadele yapılmalıdır. Toplu mücadeleyi gerektiren yaprak leke hastalığına karşı hastalık belirtileri görüldüğünde, 3–4 defa ilaçlı mücadele yapılarak hastalık önlenmelidir.

 

Çiftçinin El Kitabı

 KALİTELİ ŞEKER PANCARI YETİŞTİRİCİLİĞİNDE

ÇİFTÇİNİN EL KİTABI

İnsan yaşamının her döneminde çok önemli bir besin maddesi olan şeker, ülkemizde şeker pancarından üretilmektedir.

Şeker pancarı diğer ürünlere göre dekar başına yüksek verim ve gelir getirmektedir.

Şeker pancarının bir başka yönü de çok yüksek önemli bir ön bitki (münavebe bitkisi) etkisine sahip olmasıdır. Bu yönü ile toprak verimliğinin yükselmesini dolayısı ile kendinden sonra ekilecek bitkilerin veriminin artmasını sağlar.

Bu kadar önemli olan şeker pancarının bol ve kaliteli olması için Yetiştirme tekniğinin iyi bilinmesi, sonbahar sürümünden hasada kadar olan ilgili işlemlerin nasıl ve ne zaman yapılması gerektiğinin üreticiler tarafından çok iyi bilinmesi ve uygulanması gerekmektedir.

  1. MÜNAVEBE:

Münavebe, pancar tarımının en önemli organizasyonu olup, birden fazla değişik bitkinin aynı tarlada yıllara göre sıraya konularak ekilmesi sistemidir. Toprak verimliliğinin korunması, verimli ve kaliteli üretim yapılması, iş gücünün daha ekonomik kullanılması ve kuraklık, don, dolu gibi iklim faktörlerine karşı üretici riskinin azaltılması münavebe uygulaması ile mümkün olmaktadır. (örnek 1-2)

Örnek 1                                                         Örnek 2

  1. Yıl   : Pancar                                              1. Yıl   : Mısır
  2. Yıl   : Buğday                                            2. Yıl   : Sebze
  3. Yıl   : Kabak                                              3. Yıl   : Buğday
  4. Yıl   : Arpa                                                 4. Yıl   : Pancar

Şeker pancarı, münavebe de kendisinden sonra yetiştirilecek bitkiye

  • Gölge tavı ve derin köklenmesi ile, yapısı oldukça düzgün ve sağlam
  • Derin toprak işleme ve yoğun çapa işlemleri ile yabancı otları geniş çapta temizlenmiş
  • Yaprağın toprağa işlenmesi ile organik gübreleme yapılmış
  • Aynı zamanda bir bölüm Azot ve Potasyum verilmiş bir tarla bırakır.
  1. TOPRAK İŞLEMESİ:

Şeker pancarı, derin köklenen bir bitki olarak, derin gevşetilmiş bir toprak ister. Aksi takdirde kökleri çatallaşır, yeterince büyüyüp gelişemez, kök verimi ve teknolojik kalitesi düşer.

  1. a) Anız Bozma:

Amacı, miktarı az da olsa yaz sonu ve sonbahar yağışlarını toprakta tutmak, anız ve sapın biyolojik bozulmasına olanak sağlamak, çimlendirip yeşillendirerek yabancı ot baskısını azaltmak ve böylece derin sürüme zemin oluşturmaktır.

Anız bozma işlemine başlamadan önce 8-10 kg/dk üre gübresi atıp anızıboz, bu anız bozma işlemini hububat hasadından hemen sonra, 8-10 cm derinliğinde Anız Pulluğu, Diskaro ve Külküvatör gibi aletler ile yap, atılan üre gübresi anızın toprak altında çürümesini hızlandırıcı etkisi olacak ve besin maddesince zenginleşecektir.

Bu şekilde, anız bozma işlemi ile toprak derinliklerinde su ve havanın oluşması sağlanmakta, kimyasal ve biyolojik faaliyetler arttırılmakta, anız artıklarının çürümesini, yabancı otların çıkışı artırılmaktadır. Dolayısıyla ilkbaharda daha uygun bir tohum yatağı hazırlamaya elverişli temiz tarla imkanı sağlanmaktadır.

  1. b) Sonbahar Derin Sürümü

Toprağın derin sürülmesi (25-30 cm), çok yıllık derin köklü yabancı otların yok edilmesi ve taban gübrelerinin toprağa karıştırılmasının yanında, ilkbaharda şeker pancarına uygun tohum yatağı hazırlanabilmesi için önemli yan şartları hazırlamaktır. Sonbahar derin sürümü Ekim – Kasım aylarında, mevsim uygun gider ise Aralık ayında da pulluk, külküvatör, kazayağı v.b. aletler çekilerek yapılır. Su tutma kapasitesinin azaldığı ve verim düşüklüğü tespiti yapılan tarlalarda pulluk tabanı oluşmuştur. Bu gibi tarlalarda dip kazan pullukla 100 cm aralıkla 40-80 cm derinlikte tarlalarda oluşan pulluk tabanı (sert tabaka)her 4-5 yılda bir Temmuz, Ağustos aylarında patlatılmalıdır ki tarla sonbahar ve kış yağmurlarından gereği gibi faydalansın, gerekli suyu tutabilsin.

  1. c) İlk Bahar Tohum Yatağı Hazırlığı

İlkbaharda tarla tava geldiğinde tohum ekimi için (10-25cm.) derinliğinde işlenmelidir. Hazırlıkta mutlaka Kombi kürümler kullanılmalıdır. Normal bir intaşın, sağlanabilmesi için tohum yatağının taş, kesek ve bitki artıklarından temizlenmesi gerekir. Ağır tavda kesinlikle tohum yatağı hazırlığı, gübre ve herbisit uygulaması yapılmamalıdır. Pancar ekimine hazır bir tarlada şunlar gözlemlenmelidir:

 Göz ile yapılacak tespitler:

  1. a) Tarla yanaşık düzende sürülmüş olmalıdır.

b)Sürülmemiş çiğ yer bulunmamalı.

c)Tarlaya geriden bakıldığında tepe, tümsek ve çukurlar görülmemeli.

  1. d) Derin pulluk çizisi görülmemelidir.
  2. f) Bir önceki yıldan kalan kök ve bitki artıkları bulunmamalıdır.

El ile veya fiziki olarak yapılacak tespitler:

  1. a) Kombikürüm ile Tohum yatağı hazırlanıp hazırlanmadığına bakılmalı.
  2. b) İntaşın mütecanis olması için mutlaka merdane çekerek tohum yatağı sıkıştırılmalı.

c)Tarla çapraz olarak yürünmeli (yürürken dokuma halıda çorap ile yürürken hissedilen yaylanma hissi duyulmalı)

  1. d) Elle toprak tavı kontrolü yapılmalı ağır tavda ve tav yokluğunda ekim yapılmamalıdır. (Normal toprak tavı : 4-5 cm derinlikten bir avuç toprak alınır ve sıkılır. Boy hizasından bırakılır. Sıkılmış toprak dağılmıyor ise tav ağır, sıkılmıyor ise tav yoktur.)
  2. e) Tav yok ise ne yapılmalıdır? Ekim öncesinde tarla tavını temin etmek için yüzey sulaması yapılmalı, 1-2 gün içinde tava gelince ekim yapılmalıdır.
  3. TOHUM

Şeker pancarı tarımında, toprak işleme, gübreleme bakım işleri ve sulama gibi önlemlerin beklenen düzeyde verim ve kaliteye dönüşmesi her şeyden önce Bölgenin iklim ve toprak şartlarına uygun, verim ve kalite gücü yüksek, hastalıklara dayanıklı üstün nitelikli çeşitlerin ekimi ile gerçekleşir.

Şeker pancar tohumu seçilirken şu hususlara dikkat edilmelidir.

  1. a) Seçilen çeşit ekilen yörenin iklim ve toprak yapısına uygun olmalıdır.
  2. b) Çeşitli hastalıklara ve tohuma kalkmaya dayanıklı olmalıdır.
  3. c) Çeşidin kök ve yaprak verimi ile şeker varlığının hem çiftçiyi, hem Şeker Fabrikasını memnun edici yükseklikte olmalıdır.
  4. d) Tohumun çimlenme gücü ve tarla çıkışı çok iyi olmalıdır.
  5. e) Standartlara göre hazırlanmış ve gerekli ilaçlarla ilaçlanmış olmalıdır.
  6. BESLENME ve GÜBRELEME

Gübreler genel olarak iki kısımda incelenir.

1- Çiftlikte elde edilen gübreler

  1. a) Ahır Gübresi (Hayvancılık yapılan işletmelerde)
  2. b) Yeşil Gübreler (Ara bitki ekip, sürerek toprağa karıştırma))
  3. c) Kompost (Çiftlikte çeşitli organik bitki artıklarının çürümesi)

Bunların en önemlisi ahır gübresidir. Ahır gübresinin yerini hiçbir ticari gübre tutamaz. Ahır gübresi, yeşil gübre, kompost ve anız artıkları kullanılarak toprakların organik maddece zenginleştirilmesi çok önemlidir.

Organik madde ile toprakların kaymak bağlaması önlenir, su tutma kapasiteleri artar, toprakların tava gelmesi kolaylaşır ve erozyon önlenmiş olur.

2- Ticari gübreler

  1. a) Azotlu gübreler,
  2. b) Fosforlu gübreler,
  3. c) Potaslı gübreler,
  4. d) Kompoze gübreler.

Toprakta eksik olan bitki besin maddelerinin tamamlanması için ticari gübreler kullanılmaktadır. Yapılan araştırmalara göre çiftçilerimiz de bitkilerin ihtiyaç duyduklarından fazla gübre kullanma alışkanlıkları vardır. Unutulmamalıdır ki hiçbir zaman, fazla gübre vermekle fazla mahsul alınmaz. Önemli olan bitkinin ihtiyacı kadar gübreyi zamanında toprağa verebilmektir.

Önemli bitki besin maddeleri kimya dilinde harflerle kısaltılmıştır. Buna göre N Azot, P Fosfor, K Potas olarak kullanılır.

Şeker Pancarının beslenmesinde ana besin maddeleri Azot(N), Fosfor(P2O5) ve Potasyum(K2O) büyük önem taşır. Bitkiler kök ve yaprakları ile birlikte topraktan yüksek miktarlarda azot, fosfor ve potasyum kaldırır. Tarlanın verimlilik düzeyinin korunabilmesi ve sürdürülebilmesi için toprağın ve bitkinin bu ana besin maddelerince desteklenmesi gerekir.

 

            Tarlanın Pancar Verimine Göre Verilecek Gübre Miktarları;

 

Tarlanın

Pancar Verimi

Ton/Dekar

Derin Sürüm veya Ekim Öncesi Tırmık Altına Kom. 10.25.20 Kg/Dk. Çapa Altına Baş Gübresi Olarak %33’lük Amonyum Nitrat  Kg/Dk.
4. 40 20
5. 50 25
6. 60 27
7. 70 30

Şeker pancarı azot ihtiyacının %70’e varan kısmını Mayıs, Haziran aylarında alır. Şeker Pancarının gübreden yeterince faydalanabilmesi için azotlu gübre 2 aşamada verilir.

Öngörülen gübrenin yarısı tohum yatağı hazırlığından birkaç gün önce tırmık altına, diğer yarısı da baş gübresi olarak en geç son ot çapasının altına atılır. Haziran ortasından sonra verilen azotlu gübreler şeker pancarının teknolojik kalitesini olumsuz etkiler. Azotlu gübre uygulamasına hasattan en az 2,5 ay önce son verilmelidir.

Kompoze gübre ile verilen fosfor şeker pancarında yan ve kılcal kök oluşumunu teşvik ederek genç bitkilerin büyüme ve gelişmesini hızlandırır. Fosfor ayrıca aşırı miktarda verilen azot gübresinin pancarın teknolojik kalitesi üzerindeki olumsuz etkilerini azaltır. Yeterli düzeyde fosfor beslenmesi, şeker pancarında kök veriminin korunması için gereklidir.

Fosforun toprakta hareketsiz olması nedeniyle, bitkilerin istifade edebilmeleri için gübrenin ana kök bölgesi derinliğinde toprağa iyice karıştırılması dolayısıyla köklerin gübre fosforuna doğrudan değme olasılığının arttırılması gerekir.

Fosforlu gübrelerin ’ü (30kg. 10.25.20) Sonbaharda taban gübresi olarak derin sürümden birkaç gün önce pulluk altına diğer ’ü (15.kg. 10.25.20) İlkbahar ilk hız gübresi olarak azot gübresi ile birlikte tohum yatağı hazırlığından birkaç gün önce tırmık altına atılır.

Potasyumlu gübreler(Ör.  10.25.20) enzimleri aktifleştirir, su düzenini ve bilânçosunu (Don ve kuraklık zararlarına karşı dayanıklılık) ayarlar. Şeker pancarının teknolojik kalitesini arttırır.

Potasyumlu gübreler, genel olarak Sonbaharda fosforlu gübreler ile birlikte son sürümden önce pulluk derinliğinde (15-20 cm) toprağa karıştırılmalıdır.

  1. EKİM ZAMANI VE EKİM

İlkbaharda toprak sıcaklığı 0,5cm derinlikte istikrarlı olarak 5-7 0C’yi bulduğunda tohum yatağı hazırlığı yapılmalı, Toprak yüzeyi işleme tavında, tırmıkla işlenmeli, ekim tavına geldiğinde ekime başlanmalıdır. Erken ekim her zaman pancarın teknolojik değerini artırır.

Ekim hızı 4-5km/saat ‘i geçmemelidir. Çapa ve hasat makinaları ile uyumlu olabilmesi için sıra aralıkları 45cm olmalıdır. Ekim derinliği 2-5 cm derinliğinde olmalıdır. Ülkemiz şartlarında sıra üzeri ekim aralığı 5-8 ve 15 cm olmaktadır. Tarla Sahibi, ekim süresince tarlalarında bulunarak ekim makinasının çalışmasını, tohum atışını, ekim aralığını ve derinliğini kontrol etmelidir.

Normal ekimden sonra, intaş noksanlığı, don, dolu, su basması, rüzgar erozyonu, haşere ve hastalık tahribatı gibi nedenlerle pancar sayısında %40 dan fazla azalma olduğu takdirde tarla ikinci defa ekilmelidir.

  1. BAKIM

Ekimden sonra pancarın gelişmesini, yabancı otlardan, hastalık ve haşereden korunmasını sağlayan tüm işlere bakım denir.

Bakım işleri;

  • Seyreltme tekleme
  • Çapalama
  • Yabancı ot mücadelesi
  • Hastalık ve haşere mücadelesi
  • Sulama

Seyreltme Tekleme;

Bir pancar tarlasında birim alandaki bitki sayısı, bu bitkilerin yüzeye uygun bir şekilde dağılmış olması, verim ve kaliteye etki eden önemli bir faktördür. 5-8 veya 15 cm sıra üzeri aralıkta ekilen pancarlar bir dekarda ortalama 9000-12000 bitki kalması amacıyla, pancarlar 4-5 yapraklı döneme ulaştıklarında seyreltme ve tekleme işlemi yapılır. Sıra üzeri aralıkların 20-25 cm olması yeterlidir. Teklerken pancarların zedelenmemesine dikkat edilmelidir.

Çapalama;

Yabancı ot mücadelesi ilaçla yapılıyorsa pancarlar sadece toprağın havalandırılması için çapa yapılır.

Çapa;

  • Toprağın havalandırılmasını
  • Buharlaşmanın önlenmesini (Toprak taban tavının korunması)
  • Toprağın daha çok ısınmasını
  • Yağmur sularının düzenli bir dağılımla toprağa işlemesini sağlar.

Ülkemiz şartlarında 1-2 çapa yeterlidir.

Bunun dışında yabancı ot mücadelesi ilaçla yapılmıyorsa veya ilaçla yok edilmeyen otlar mevcutsa, yağmurdan sonra pancarları sıkıştıracak baskı yapacaktır. Kuvvetli kaymak tabakası oluşmuşsa mutlaka çapa yapmak gerekir.

Ülkemizde pancar çapası elle veya makine ile yapılmaktadır. Daha ucuz olanı tercih edilebilir. Çapalamada pancarların yan köklerinin zedelenmemesine, fazla kesek çıkarılmamasına ve pancarların çiğnenmemesine dikkat edilmelidir.

Yabancı Ot Mücadelesi;

Tarlada yetiştirmek istediğimiz bitkinin dışında çıkan diğer bitkiler ile tohuma kalkan ve sıra aralarında çıkan pancarlar yabancı ot sayılır. Yabancı otlar pancarın besinlerine, suyuna havasına ve güneşine ortak olur ve onu bastırarak gelişmesini engellerler. Bu nedenle pancarın çimlenmesinden hasadına kadar yabancı otlarla mücadele etmek gerekir.

Yabancı ot mücadelesi

  1. Çapa ile,
  2. İlaçlama ile yapılır.

Bu iki metottan yöre şartlarına göre ucuz olanı seçilir. İşçi bulmanın kolay ve ucuz olduğu yerde el veya makine çapası ilacın yerini alır.

İlaçlı yabancı ot mücadelesi ekim öncesi koruyucu mücadele ve ekim sonrası yapılan mücadele ile yapılır. Kullanılan ilaçlara herbisit adı verilir. İlaç seçimi Bölge Müdürlüklerine veya ilaçlama uzmanlarına sorularak yapılmalıdır.

Ot ilaçları ile mücadelenin başarılı olması için aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

  • Tarla hazırlığının çok iyi yapılmış olması ve tarla tavın uygun olması,
  • Tarladaki yabancı otların çok iyi bilinmesi ve bu otlara etki edecek, yabancı ot ilacının seçiminin yapılması,
  • Yabancı ot ilacının zamanında ve uygun dozda kullanılması,
  • Yabancı ot ilacı kullanma talimatının çok iyi okunması ve nasıl kullanılacağının iyice öğrenilmesi gerekmektedir.

Ayrıca:

  • Kullanılacak pülverizatör temiz suyla güzelce yıkanmalıdır.
  • Pülverizatör ve memelerin ayarı düzgün yapılmalıdır.
  • İlaç hazırlığı üzerindeki tarifeye göre yapılmalıdır.
  • Çok sıcak ve rüzgarlı günlerde ilaçlama yapılmamalıdır.(20°C üstü)
  • İlaç çeşme yanlarında hazırlanmamalıdır.
  • Yanlışlıkla ilaç yutulduğunda yutan kişi derhal kusturulmalı ve yoğurt yedirmelidir.
  1. HASTALIK VE HAŞERE MÜCADELESİ;

Pancarın, özellikle tohum çıkışı ve gelişme dönemlerinde Zararlı ve hastalıklara karşı etkin bir mücadele programı ile korunması, verim ve kaliteyi önemli ölçüde etkilemektedir.

Türkiye’de şeker pancarı ekim alanlarında görülen ve ekonomik önem taşıyan hastalıklar;

  • Cercospora yaprak lekesi
  • Rhizomania kök sakallanması
  • Kök yanıklığı
  • Külleme olarak belirlenmiştir.

Cercospora Yaprak Leke Hastalığı

Yapraklarda 2-3mm çapında, yuvarlakça, ortada açık gri, kenarlara doğru koyu kahverengi lekeler görülür. Hastalığın ileri devrelerinde yapraklar önce sararır, sonra kahverengileşir ve tamamen kururlar.

Mücadele;

  • Dayanıklı çeşitlerin ekilmesi
  • En az 4 yıllık münavebe
  • Fungusit kullanımı.

Rhizomania Kök Sakallanması

Kök bodurlaşır ve kökte sakallanmalar olur. Kökün uzunlamasına kesitinde kahverengiye dönüşmüş ve lifleşmiş iletim boruları kolayca göze çarpar. Yapraklar yer yer sararır ve tarlada yer yer solmalar ve çökmeler görülür.

Mücadele;

  • Dört yıllık münavebe uygulaması
  • Ön bitki hasadından sonra  Dipkazan çekilmesi
  • Ekimin zamanında yapılması
  • Aşırı dozda gübre ve herbisit kullanılmaması
  • Dayanıklı çeşitlerin ekilmesi
  • Zamanında ve ölçülü sulama yapılması.

Şeker Pancarı Zararlıları

Tel Kurdu:(Agriotes)

Rutubetli taban arazilerde, çiftlik gübresi ile gübrelenmiş tarlalarda bulunur. Yeni intaş eden pancar fidesini gövdesinden, toprak içinde kesmek suretiyle zarar verir.

Mücadele:

  • Tohum ilaçlaması ve çapa ile toprağın havalandırılması

Pancar Piresi:(Chaetocnema)

Parlak siyah renkte, 1,5-2 mm büyüklüğünde ülkemizin hemen her tarafında bulunan bir zararlıdır. Pancar ekim mevsimi ile ortaya çıkar ve pancarın intaş etmesiyle birlikte zarar vermeye başlarlar, sıcak ve yağışsız geçen günlerde zararı daha da artar.

Mücadele:

  • Tohum ilaçlaması
  • İlaçlama

Fotoğraf 5: Pancar Piresi

Danaburnu:(Gryllotalpa)

Çiftlik gübresi ile gübrelenmiş, hafif topraklı taban arazilerde sık rastlanan bir zararlıdır. Toprak altına açtığı dehlizlere rastlayan pancarlar, kesilmek suretiyle tahribe uğrar.

Mücadele:

  • İlaçla karıştırılarak hazırlanmış nemli kepeklerin güneşin batmasına yakın saatlerde, danaburnunun bulunduğu yere konması.

Toprak Kurdu:(Agrotis)

Toprak kurtları şeker pancarı tarımı için büyük tehlike oluştururlar. Larvalar gündüzleri toprağın 2-3 cm altında, kıvrık vaziyette kalır, gceleri yüzeye çıkarak pancarları toprak hizasından keserler.

Mücadele:

  • Vakit geçirilmeden ilaçlı mücadele yapılmalıdır. Çapalama esnasında larvaların öldürülmesi de mücadeleye yardımcı olur.

Kalkan Böceği:(Cassida)

Ülkemizin geniş bir bölümünde mevcut olup, 5-6 mm boyunda canlılardır. Nisan ortalarından Temmuz sonlarına kadar larva ve erginleri pancar yapraklarının, yaprak ayarlarının etli kısımlarını kemirirler. Kemirilen kısımlar bir zar halini alır. Kasida zararı, yaprakların uzaktan parlayan zarları ve delikleri ile kolayca tanınırlar.

Mücadele:

  • İlaçlamak suretiyle zarar yapmaları önlenir.

Yaprak Kurtları:(Caradrina)

Ülkemizin hemen her tarafında bulunan ve pancar için büyük tehlike oluşturan bir zararlıdır. Karadrina larvasının sırtı koyu yeşil, karın kısmı açık yeşil, baş kısmı yeşil kahverengidir.

Mayıs ayından Ağustos ayına kadar zarar yapabilir. Pancar yapraklarının damarlarını bırakarak, damar aralarındaki yeşil kısmı yer.

Geç kalındığı zaman çok büyük zararlar meydana getirir. Bu nedenle Nisan ayından itibaren dikkatle gözlenmeli ve ilk nesil ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Vakit geçirilmeden ilaçlı mücadele yapılmalıdır.

  1. SULAMA

Şeker pancarı su ihtiyacı yüksek bir bitki olup, yalnızca yeterli yağış ve düzenli sulama şartlarında yüksek miktarda şeker üretir.

Sulamaya, genç bitkileri erken suya alıştırmamak ve kazık kökün derinlere gitmesini teşvik etmek amacıyla en erken tarla kapanmasından ve genelde gün dönümünden sonra başlanır. Diğer yandan, sıcak öğle saatlerinde solup pörsüyen ve kendilerini yere bırakan yapraklar, serin akşam ve sabah saatlerinde doğrulmadıklarında şeker pancarının sulama zamanı gelmiş demek olup yaşlı dış yaprakların kuruyup ölmesini beklememek gerekir.

Sulama Yöntemleri;

Şeker pancarı Türkiye’de genel olarak salma sulama ve yağmurlama sulama yöntemleri ile sulanır. Ayrıca damlama sulama yöntemi üzerinde de araştırma ve geliştirme çalışmaları başlamıştır.

Salma sulamada su tarla yüzeyine belirli aralıklarla eğim doğrultusunda ve buna dik olarak açılan küçük karıklardan iletilerek uygulanır. İlkel bir sistem olup tarlada düzgün bir su dağılımı çok zor sağlanır ve erozyona yol açabilir. Bu yöntem, öncelikle eğimi düz ve düze yakın tarlalarda yalnızca küçük çiftçilere tavsiye edilebilir.

Yağmurlama sulama her bakımdan en çağdaş ve bitkilere en yarayışlı sulama yöntemidir. Bu yöntemle su tarla yüzeyine, her hangi bir alan kaybı, erozyon ve eğim söz konusu olmaksızın çok düzgün bir dağılımla uygulanır. Yalnızca sürükleme hızının 25km/saat olduğu rüzgârlı havalarda yağmurlamaya ara verilir. Sistemin ilk yatırım harcamaları oldukça yüksektir. Bununla birlikte çok kısa bir dönemde kendisini öder.

En ideal sulama pancarların zarar görmemesi için 11:00 – 16:00 saatleri dışında yapılır. En uygunu ve yarayışlısı gece yapılan sulamalardır.

Damlama sulama daha çok, su kaynaklarının çok yetersiz olduğu bölgelerde tavsiye edilen ve yağmurlama sulamaya rakip bir sulama yöntemidir. Bu sistemde başlangıçta yatırım gerektirir. Su etkinliği, yağmurlama sulamaya kıyasla daha yüksek olan damlama sulama ülkemizde henüz deneme aşamasındadır.

Tohum Çıkış Sulaması

Şeker pancarının su ihtiyacı, tohumun çimlenme ve çıkışı sırasında da oldukça yüksektir. Tohum çıkışları, kuruya yapılan ekimlerde kuraklığın uzunluğu kadar gecikir.

İlkbahar kuraklığı yaşanan yıllarda kuruya yapılan ekimler ile tohum çıkışları duraklayan tarlalar, gecikmeksizin 1 veya 2 kez 15-20 mm su uygulanarak kaymak bağlamaya yol açmayacak şekilde(yağmurlama sistemi) sulanır.

Söküm Sulaması

Tarla ayrıca kurak hasat yıllarında pancarların az bir güç kullanılarak çok örselenmeden ve kökleri kırılıp yaralanmadan sökülebilmesi için toprakta yeterli düzeyde söküm tavı sağlayacak şekilde sulanır. Ancak hasattan çok kısa bir zaman önce yapılan ve kökün su ile şişmesi anlamına gelen bu uygulamada, bitkilerce telafi edilmeyecek şekilde, kökün şeker varlığının düşeceği de unutulmamalıdır. Söküm sulaması söküm tarihinde 2-3 hafta önce yapılmalıdır. Sulamadan hemen sonra sökülerek teslim edilen pancarların şeker oranı düşük çıkar.

  1. HASAT VE SİLOLAMA

9.1. Hasat Zamanı

Pancar köklerinin sökülmesi temizlenmesi, pancarın başındaki yeşil aksamın kesilmesi işlemine HASAT denir.

Ülkemizde normal iklim şartlarında pancarın olgunlaşması Eylül sonu ile Ekim ayı ortalarına kadar devam etmektedir. Hasat  mevsimini başlatırken, pancarın olgunluğu yanında, mevsim sonundaki kötü hava şartlarının da dikkate alınması gerekir. Yağışlı ve soğuk hava iş randımanını düşürür, işçilik masraflarını yükseltir. Sıcaklığın düşmesi ile pancarların tarlada donma tehlikesi ortaya çıkar.

9.2. Hasat Şekli

Pancar tarımının diğer bütün işletmelerde olduğu gibi, hasat işlemleri de Avrupa ülkelerinde el değmeden yapılmaktadır. Ülkemizde ise pancar hasadı giderek makinalaşmakta  olup küçük işletmelerde elle yapılmaktadır.

Elle yapılan hasatta pancarın kırılması ve pörsümesi şeklinde meydana gelecek kayıpları en aza indirebilmek için hasattan belirli bir süre önce tarla tavlı değilse sulanmalı ve söküm esnasında kolaylıkla dağılabilir bir tava getirilmelidir. Sökme beli ile sökülen pancarlar, büyük öbekler halinde toplanmalı, toplanan bu pancarların başları vakit geçirmeden kesilmeli, kök üzerindeki toprak, bıçağın sırtı ile temizlenmelidir. Öbeklerin üzerleri pancar yaprakları ile örtülmelidir.

Pancarın baş tabir edilen yaprakların bulunduğu bölge şeker varlığı yönünden fakir, kimyasal zararlı maddeler yönünden zengindir. Pancarın kalitesinin düşmemesi için baş kesimi mutlaka en alttaki yaprak sapı hizasından kesilmelidir.

Elle hasadın çok sayıda işçiye ihtiyaç göstermesi, işçi bulma güçlüğü ve işçilik maliyetinin yüksek olması nedeniyle üreticiler makinalı hasada geçmeye başlamışlardır.

Makinalı hasadın elle yapılan hasada göre olumlu ve olumsuz yönleri vardır. Kısa sürede az masrafla geniş alanların hasadı, makinalı hasadın olumlu yönleridir. Makina temin masraflarının yüksek olması, hasat esnasında daha çok pancarın kırılması, zedelenmesi dolayısı ile kayıpların artması makinalı hasadın olumsuz yönleridir. Ancak iyi çalışan ve dikkatli çalıştırılan bir makina ile hasat kayıpları en aza indirilebilir.

Hasat esnasında toprağın tav durumu, pancarın sıklığı ve dağılımı, pancarın toprak üstünde kalan kısmının durumu, hasat makinasının tipi ve makinayı kullanan kişinin becerisi, tarlanın tesviye edilmiş olması, yabancı otların bulunmaması, makinelı hasadın kolaylıkla yapılmasını sağlamaktadır.

  1. SİLOLAMA

Silolama ve Fabrikaya Teslim

Hasadı yapılmış olmasına rağmen, hemen işlenmesi mümkün olmayan ve bir süre beklemesi gereken pancarların, fiziksel ve kimyasal özelliklerini değiştirmeden, yığınlar halinde muhafaza edilmesine SİLOLAMA ve pancar yığınlarına da SİLO denilmektedir.

Bir program dahilinde sökülen pancarların tamamının aynı anda işlenmesi mümkün olmadığından, fazla pancarların silolara alınarak korunması durumu önem kazanmaktadır. Siloya alınan pancarların bozulmadan uzun süre korunmasında en büyük görev çiftçilerimize düşmektedir. Ülkemizin ekonomisine büyük zarar veren kayıpları en aza indirebilmek için çiftçilerimizin dikkat etmesi gereken önemli hususları şu şekilde sıralayabiliriz:

1- Pancarların hasat, nakliye, doldurma ve boşaltma işlemleri yapılırken mümkün olduğu kadar kırılmalarını ve yaralanmalarını önleyici tedbirler alınmalıdır.

2- Pancar baş kesimleri mutlaka düzgün yapılmalıdır, bu husus siloya alınacak pancarlar için de çok önemlidir.

3- Çamurlu-kirli pancar teslim edilmemesi için azami gayret gösterilmelidir.

4- Silodaki yapraklar, yabancı otlar ve pancar kırıkları çürüme ve bozulmayı hızlandırdıkları için mutlaka temizlenmelidir.

5- Hasadı yapılan pancarlar, tarlada bekletildikleri süre içerisinde pörsümelerine meydan vermemek için, büyük öbekler halinde, üzerleri örtülmüş olarak tarla içi silolarda korunmalıdır.

6- Fazla azotlu gübre kullanmadan, hastalıksız, normal irilikte pancar yetiştirmeye özen gösterilmelidir.

Silo ve nakliye kayıplarını önlemek, pancarlardaki kırılma ve ezilmeleri azaltmak için çiftçiler tarafından hasat edilen pancarların çiftçi tarafından direkt fabrika merkezine getirmeleri arzu edilen bir durumdur.

Tarlada direkt fabrika merkezine getirilen pancarların nakliye bedeli o yıl oluşacak nakliye ihale bedeline ek olarak köyün kantara olan uzaklığı da hesap edilerek teslim ettiği net pancar üzerinden ödenir, köyü ile kantar arasında yakacağı yakıt bedeli de cebinde kalır.

Emek ver ki ürün alasın.

Bol kazançlı, Bol ürünlü günler

Sizlerin olsun.

 

  1. ŞEKER PANCARI VE RAKİP ÜRÜNLERİ MALİYET MUKAYESESİ

 

 

ÜRÜN

ADI

 

VERİM

KG/DK

 

MALİYET

YTL/KG

 

ÜRÜN

FİATI

YTL/KG

DEKARDAN

ELDE EDİL.

GELİR

YTL

 

DEKARA

MAS.TOP.

YTL

 

NET

GELİR

YTL/DK

Buğday   500 0,270 0,360 180.- 130.-   50.-
Mısır 1100 0,243 0,320 352.- 267.-   85.-
Ş.Pancarı 5731 0,062 0,081 462.- 354.- 108.-

Tablo haricide gübre kullanımında miktarlar, Pancar Bölge Müdürlüklerince yeniden hesaplanır.